17 Ağustos 2009 Pazartesi

Sincab...

Herşey Melissa Brandts ve eşinin fotoğraf makinalarının ayarını yapıp Banff Ulusal Parkı’ndaki Minnewanka Gölü’nün önünde poz verdikleri sırada bir sincabın aniden kadraja girmesi ile başladı. Melissa Brandts ve eşi, Kanada göllerinin güzelliği içerisinde eğlenceli bir tatil yapacaklarını düşünmüş, ancak fotoğraftaki bu 'davetsiz misafir'i hesaba katmamıştı. Bölgede yiyecek ararken otomatik çekim yapan makineden çıkan sesi merak eden sincap, fotoğrafın yıldızı olmuş, çift de gezilerinden bu ilginç anı ile dönmüştü.

11 Ağustos 2009 Salı

18 kez öldü ama yaşıyor!

18 kez öldü ama yaşıyor!
11 Ağustos 2009 Salı 13:12

Doktorlar yaşam destek ünitesini çekti ama sonraki 72 saatte büyük bir mucize gerçekleşti. Mucize bebek şimdi 1 yaşında

Erken doğumla 900 gram olarak dünyaya gelen minik yavru Warwick'in kalbi tam 18 kez durdu.

Doktorlar beyin ve kalbinde büyük hasar meydana geldiği için bebeğin bağlı olduğu yaşam destek ünitesinin fişini çekmeye karar verdi. 37 yaşındaki Anne Leign ve 42 yaşındaki baba David bebekleriyle vedalaştı.

Ancak sonraki 72 saat içinde büyük bir mucize meydana geldi. Fişi çekilen Warwick’in kalbi 18 kez durdu ve kendi kendine yeniden çalıştı. Aile tam 8 gün bebeğin hayata veda etmesini bekledi ama Warwick yılmadı, birinci yaş gününü ailesiyle kutladı.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Value Oranlar;

İNGILTERE: Blue Square Premier

"Crawley - Forest Green" maçında +2.5 gol 2.00 den 1.75 e,
"Eastbourne - Wimbledon" maçında Eastbourne un oranı 2.60 dan 2.50 ye,
"Ebbsfleet - Cambridge Utd" maçında Cambridge Utd. ın oranı 2.55 den 2.45 e,
"Histon - Grays" maçında Histon un oranı 1.70 den 1.65 e,
"Kettering - Oxford Utd" maçında Kettering in oranı 2.60 dan 2.50 ye,

İNGİLTERE: Blue Square North

"Alfreton - Solihull" maçında Alfreton un oranı 1.55 den 1.45 e,
"Blyth - Southport" maçında beraberlik oranı 3.50 den 3.20 ye,
"Ilkeston Town - Redditch" maçında Ilkeston Town un oranı 2.25 den 2.05 e,

İNGILTERE: Blue Square South

"Bath City - Maidenhead" maçında beraberlik oranı 3.50 den 3.25 e,
"Braintree - Lewes" maçında Braintree nin oranı 2.10 dan 2.00 ye,
"Thurrock - Welling" maçında beraberlik oranı 3.50 den 3.25 e,

İNGILTERE: Carling Kupası

"Bristol Rovers - Aldershot" maçında +2.5 gol 2.00 den 1.85 e,
"Huddersfield - Stockport" maçında +2.5 golün oranı 1.95 den 1.80 e,

Bu da “Rambo” koyun!

Bu da “Rambo” koyun!
Norveç'in küçük bir kasabası olan Helgoysund'da gerçekleşen bu ilginç olay, geçtiğimiz çarşamba günü yaşandı.
Güncelleme:09 Ağustos 2009 17:27

13 yaşındaki bir kızın cep telefonuyla görüntülediği olayda, bir koyun boynuzlarının elektrik direklerine takılmasıyla zor anlar yaşadı.

Koyunun, yerden 4,5 metre yükseklikteki bu tellere, tepede otlarken, hızlı hareket edip aşağı atlarken asılı kaldığı tahmin ediliyor...

Çevredeki insanlar, şaşkın bir vaziyette "talihsiz koyunu" bir halat yardımı ile aşağıya indirdiler. Telde uzun süre asılı kalıp meleyen koyun, yaklaşık bir saat süren uğraşlar sonucunda kurtarıldı.


Erkekler günde 43 dakika kadın süzüyor

İngiltere'de 3 bin kişi arasında yapılan bir anket sonucunda erkeklerin bir günde zamanlarının 43 dakikasını 10 değişik kadını 'süzerek' geçirdiği tespit edildi.

Kodak Görüntü Merkezi tarafından yapılan ankette erkeklerin kadınlara bakarak geçirdikleri sürenin 18 ila 50 yaş arasında toplamda 11 ay ve 11 güne denk geldiği belirtildi. Kadınlarınsa günde 20 dakika harcayarak altı değişik erkeğe baktığı belirtildi.

Merkez sözcüsü Mark Ireland erkeklerin harcadığı bir yılın karşı cinse bakmak için uzun bir süre olduğunu söyledi. Ankete katılan kişilerin çoğu karşı cins tarafından bakılmanın 'gurur okşayıcı' olduğunu dile getirdi. Ancak kadınların yüzde 16'sı erkekler tarafından göz hapsine alınmanın 'rahatsızlık verdiğini' yüzde 20'si ise kendilerini 'utandırdığını' ifade etti.

Milliyet
Yayın Tarihi : 08 Ağustos 2009 Cumartesi 16:48:38

6 Ağustos 2009 Perşembe

Yılmaz ÖZDİL

yozdil@hurriyet.com.tr

Lig bugün başlıyor takımları tanıyalım


Takunya United...

Şahsi oynarlar. Kendi kendilerine pas verirler, kendi ortalarına kendileri vururlar. Köşe oldukları için, köşe vuruşlarını severler. Verkaç bilmezler, vurkaç’ı iyi bilirler. Tekmeye kafa uzatmazlar ama, karambolde kıstırırlarsa, kafaya tekme atmaya bayılırlar. 9 kusurlu hareketin 9’unu da yaparlar, elle oynarlar, tabanla girerler, ofsaytta yakalanırlar, Federasyon Başkanı onlardan olduğu için, hep avantaja bırakılır. Ama bi dokun... Anında yere atarlar kendilerini, "penaltı" diye bağırırlar... Sıkışınca topu taca atarlar, "senden çıktı" derler. Buz gibi gol at, saymazlar, "teğet" geçti derler. Altı pastan kazma gibi dışarı vururlar, "goooool" diye tribüne koşarlar. Zaten, tribünlere de eşlerini dostlarını doldururlar, megafondan isimlerini anons ettirip, kendilerine tezahürat yaptırırlar. 10-0 kaybetseler bile, sanki kazanmış gibi, Meksika dalgası yaparlar, kendi kendilerini omuzlara alırlar. Şike yaparlar... İstersen hezimete uğrat, hakemlere kömür-bulgur dağıtarak, 3 puanı toplarlar. İtiraz edeni saha komiserlerine coplatırlar. "Kale mi, top mu" diye yazı tura atılırken, para yanlışlıkla yere düşsün, üstüne plonjon yaparlar. Fikstürü kendileri çeker, sadece kendi stadlarında sahaya çıkar, maç başladıktan sonra kuralları değiştirirler. Mesela, herkes 90 dakika oynarken, bunlar 90 artı van minüt uzatmasıyla oynarlar. Kupa bekleyen taraftarları çöpten marul toplarken; kamplarını Rixos’ta yaparlar. Rakipleri duran toplara bile vuramadığı için, bu seneyi de şampiyon bitirmeleri bekleniyor.

*

Dinamo Altıok...

Ver topu bunlara, değil 90 dakika, 24 saat pas yapsalar, orta sahayı bile geçmeyi başaramazlar. Boş kaleye muz orta gelsin, ıskalarlar. Rövaşata yapmaya kalkarken, kendilerini sakatlarlar. Yanlışlıkla gol atsalar, bu sefer hakeme itiraz ederler, "ofsayttan attık, görmedin" derler. Sonra da "yenildik ama ezilmedik" diye ağlarlar. Frikike "sen vuracaksın, ben vuracağım" diye ceza sahası önünde kavga ederler, küserler. Bu taktik anlayışıyla bu sene de sıra takımı olmaları ve taraftarın kulübü yakması bekleniyor.

*

Sporting Hareket...

Tek santrafor oynuyorlar... Takımın gerisi, yedek kulübesinde oturup, "ne yapacak acaba" diye onu seyrediyor. Ama bu santrafor enteresan... Rakip kalede gol arayacağına, habire kendi kalesinin önünde, stoper mevkiinde duruyor. Beraberliğe razı bir görüntüsü var. Ateşli taraftarına rağmen, iddaa kuponlarının banko sıfırı... Alırsa, Olimpic Lorke derbisinden 3 puan alır, hepsi o.

*

Olimpic Lorke...

Gol yerler, hakemi vururlar. Yenersin, stadı yakarlar. Ofsayt çal, molotof atarlar. Faul ver, soyunma odası koridoruna mayın döşerler. Kırmızı kart göster, UEFA’ya şikáyet ederler. 100 kere filan saha kapatma cezası aldılar... Buna rağmen, Federasyon Başkanı tarafından "fair play ödülü"ne layık görüldüler. Bu sene, olmadı öbür sene, lisansı iptal edilen teknik direktörlerinin affedilmesi ve takımın başına geçmesi bekleniyor.

*

Club Liboj...

Forma aşkları yoktur. Kiralık oynarlar. Siz bakmayın bu sene Takke United’da forma giydiklerine... Sülü’nün kulüp başkanlığı döneminde Sparta Kırat için ter döktüler... Rahmetli, ahirete transfer olana kadar da Real Papatya’da... Parayı kim bastırırsa, onun için top koştururlar. Yedek kaldıklarında, amigoluk yaparlar. Kıvraktırlar... Sadece ayakları oynamaz, başları kıçları da oynar. Bileklerini kessen, "AB" rh negatif akar! Yabancı pasaport taşımalarına rağmen, yabancı kontenjanından sayılmazlar. Ancak, kendi kalelerine gol atmaktan zevk aldıkları ve maç sattıkları için, milli takıma alınmazlar. Yenilseler bile, televizyona çıkıp kendi pozisyonlarını ballandıra ballandıra anlatırlar. Saha karışırsa, "yan bağlarım çekti" filan deyip, yurtdışına tedaviye kaçarlar. Asla jübile yapmazlar... Küme düşseler bile, bir de bakarsın ki, şampiyon takımın otobüsüne binivermişler! Zeki, çevik ama, ahlaksızdırlar. Bu yazıyı bile okuyup, "yarabbi şükür" diyebilirler.

*

Atletico Feto...

Kontratak oynar, rakip teknik direktörün bilgisayarına girer, telefonlarını dinler, taktiği çalar, defansın arkasına sızarlar. Hocaları uzaktan kumandayla yönetir... Takkeyi düzeltirse "hücuma kalkın", ağlarsa "defans yapın" anlamına gelir... Spor basınında adamları vardır, iftira "fetokopi"leri icat eder, "işte şikenin belgesi" diye manşete koydurur. Ligin kilit ekibidir... Bu sene de ligi kilitlemesi, olmadı rakip futbolcuları kelepçeletmesi bekleniyor.

*

Vatandaş İdmanyurdu...

Gelen takıyor, giden takıyor, folluk oldu. Stadı Araplara satıldı. İdman sahası İsraillilere kiralandı. Kulüp icralık... Kramponlarına bile haciz geldi. Formaya bankalar el koydu. Yalınayak, donla oynuyor. Amatör ruhla tekmeye kafa uzattığı için, beyin sarsıntısı geçirdi, "idrak" yolları enfeksiyonu yaşıyor, durumu kavrayamıyor... Küme düşeli 7 sene oldu, hálá Avrupa Kupaları’na katılacağını sanıyor.

*

Son not:

Siz açılımı maçılımı konuşurken, Rize’de stad açılıyor bu hafta... İsmi, Atatürk Stadı’ydı. Yıkıp, alışveriş merkezi yapıyorlar. Yerine, yeni stad diktiler. İsmini ne koyuyorlar? Tayyip Erdoğan Stadı! Hadi cümleten hayırlı maçlar...

Astrolojide şans...

Hint Astrolojisine göre çıkartılan yıldız haritalarında, aynı batı astrolojisinde olduğu gibi 12 ev vardır. Her evin kendine göre nitelikleri bulunmaktadır. Bu evler bize hayatımızın çeşitli alanlarıyla ilgili bilgiler verir. Zaman zaman bu hayat niteliklerinin yıldız haritalarinda nasıl değerlendirildikleri konusu üzerinde durmak istiyoruz. Bu yazıda ki konumuz şans.

Şans diye nitelendirdiğimiz kavram, aslında kişinin hayata bakışı ya da kişinin bir konuya nasıl yaklaştığıyla ilgili bir doğa yasasıdır. Nedense şans hep başarılı insanlara güler ya da başarısız insanları yüz üstü bırakır. Örneğin 1970'li yıllarda Milli futbol takımımız başarısız sonuçlar aldığında genellikle şanssızlıktan yakınılırdı, ancak son yıllarda yapılan akıllı stratejiler sonucunda artık şans bize de gülmeye başladı, hatta şansa ( ! ) goller bile attığımız oldu. İnsan arzularını hedefe ne kadar iyi kitlemeyi başarırsa o oran da şansını da artırmayı başarıyor.

Bunun yanında bir de hayatımızın daha önceki yıllarında diğer insanlara yaptığımız iyi ve faydalı davranışların günümüze yansıması var. Fizikteki etki tepki yasasını aslında hayatımızın her alanında görebiliriz. Belki bunu yine iyi ya da kötü diye nitelendirmek pek doğru olmaz, sadece yaptığımız karşımıza çıkar, ne ekersek onu biçeriz. Ancak ödüllerimizin ne zaman karşımıza çıkacağını bilemeyiz. Bize göre çok anlamsız zamanlarda karşımıza çıkan sebepsiz görünen iyi ya da kötü olayları şans ya da şansızlık diye nitelendiririz.

Bir yıldız haritasinda kişinin şansı için haritanın genel durumu ve 1. ev, yani yükselen burç öncelikle incelenir. Daha sonra, 9. ev, 9. evin sahibi planet ve Jupiter'in konumu şans için değerlendirilecek unsurlardır. Yararlı evde bulunan, kötü etki almayan ya da yücelmiş bir Jupiter kişiyi şanslı kılar. Jupiter'in hangi evde bulunduğuna dikkat ederek kişinin hangi konuda şanslı olduğunu söyleyebiliriz. Aynı şekilde olumlu planetleri barındıran, ya da kötü etki almayan bir 9. ev de kişiye büyük şanslar verebilecektir.

Şansımızın arttığı devreleri incelemek istersek eğer Jupiter'in yönettiği ana ya da alt hayat devrelerini yani Jupiter Dasalarını incelememiz gerekir. Jupiter'in yükselen burcumuz üzerinden ya da haritamızda Ay'ın bulundugu evin üzerinden yapacağı bir transit de bu transit sürelerinde şansımızı artırabilir.

Hayatınızın her döneminde şansınızı kendiniz yaratmanız dileğiyle.

Metin ÖZENBAŞ

metin_ozenbas@hotmail.com

Memleketimden insan manzaraları...

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/5.jpg[/IMG]

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/10.jpg[/IMG]

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/11.jpg[/IMG]

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/14.jpg[/IMG]

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/16.jpg[/IMG]

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/17.jpg[/IMG]

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/19.jpg[/IMG]

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/22.jpg[/IMG]

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/24.jpg[/IMG]
alın size akıllı... hahahaaaaaaaaa

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/33.jpg[/IMG]

[IMG]http://galeri.internethaber.com/images/gallery/2458/34.jpg[/IMG]

[B]Aklınca kampanya yapmış salak...[/B] :D

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Network Marketing

Aslında firma ile ilgili akla gelen ilk soru ismi Quest mi? Questnet mi? yoksa Quest.net mi? Firmanın resmi internet sitesine bakıldığında açıkça görüldüğü üzere firmanın ismi QuestNet. www.quest.net
Ancak ülkemizde firma için üç isim de kullanılmakta.
QuestNet bir doğrudan satış yöntemi olan network marketing pazarlama yöntemiyle distribütör kaydeden ve distribütörleri aracılığıyla ürünlerini pazara sunan bir şirket. Aynı zamanda e-ticareti yoğun kullanması nedeniyle e-commerce de denilebilcek pazarlama sistemini kullanan firma faaliyetlerine 1998 yılında Hong Kong'ta başladı. 10 yıldır sektörde bulunan firmanın sitesindeki bilgilere göre Hindistan, Endonezya, Filipinler, Singapur, Tayvan, Tacikistan ve Tayland'ta genel müdürlükleri Azerbaycan, Ürdün, Suriye ve Özbekistan'da acentelikleri mevcut.
Şirketin genel müdürlüğünün Hong Kong'ta olmasının nedenleri arasında bölgenin 'Free Zone' yani serbest ticaret bölgesi olması da gösteriliyor.
Aslında firma henüz 10 yıldır faaliyette ama Microsoft'a göre en hızlı büyüyen e-ticaret sistemi olma ünvanını da elinde bulunduruyor.
QuestNet aynı zamanda reklama da sağlam bütçe ayıran firmalardan. QuestNet 2002 yılında Kore ve Japonya'da ortak olarak gerçekleştirilen dünya kupasının, 2006 yılında Almanya'da gerçekleşen dünya kupasının resmi madalya sponsorluğunu yapmış. 2004 Atina ve 2008 Beijing olimpiyatlarında da madalya sponsoru olarak QuestNet'i görüyoruz. Siteden edinebildiğimiz bilgilere göre bir dönem Brezilya milli takımı sahalarında da boy göstermiş QuestNet. GP2 Asya ayağında da sponsorluk yapan QuestNet, spora yaptığı yatırım kadar yardım kuruluşlarına da destek oluyor.
Henüz Türkiye'de genel müdürlüğü ya da acenteliği bulunmayan QuestNet'in önümüzdeki günlerde bu yatırımı Türkiye için de gerçekleştirmesi bekleniyor.
Bu arada merak edenlere Quest'in Türkçede ilk karşılığı macera.

"Quest International" ve "Network Marketing"

Kısa yoldan köşeyi dönmek isteyen yurdum insanları arasında yeni bir yöntem türemiş ve hızla büyüyor. Yöntem: Network Marketing yani pazarlama ağı. 1998 yılında Hong Kong'da kurulmuş Quest International şirketinin yürüttüğü bir çalışma. Quest.net diye de bir siteleri var. Şirket 2004 Atina Olimpiyatlarına, 2002 ve 2006 Dünya Kupalarına sponsorluk yapmış. Ciddi bir şirket bundan şüphe yok. Türkiye'deki ofisleri de mantar gibi türüyor ve 30000 kişinin bu üyelik sisteminde bulunduğu söyleniyor.
Bir arkadaşınızın sizi bu sisteme kazandırmaya çalışmasıyla haberdar oluyorsunuz. Bende öyle oldu yani. Öncelikle bilmeniz gereken: Arkadaşınız abi gel bak böyle böyle bir iş var diye başlayıp size sistemi anlatmıyor. Yapmaya çalıştıkları sizdeki daha fazla para kazanma hırsını okşayıp kafanızda soru işaretleri oluşturmak. Yöneticilerden öyle telkin alıyorlar çünkü. Sonra ofisten sizin için bir randevu alıyorlar ve ofiste sizle birlikte kurban diye tabir edilebilecek birkaç diğer kişiyle birlikte bir sunum alıyorsunuz Quest International'ın Network Marketing sistemi hakkında. Ofise gidene kadar arkadaşınızdan bir şey öğrenemiyorsunuz ama ben size anlatmaya çalışayım.

Sistemin çalışma mantığı basit. Kendiniz bir ürün alıyorsunuz ve mümkün olduğunca fazla kişinin de bu ürünlerden almasını sağlıyorsunuz. Sisteme dahil olabilmenin tek şartı bir ürün almak! Bu ürünlerin fiyatları 600$ ile 1500$ arasında değişiyor. Fiyat aralığına göre aldığınız ürünler 1 uv, 2 uv, 3 uv değerinde. Bu uv'ye bir nevi puan diyebiliriz. Alabileceğiniz ürünler arasında tatil paketleri, haberleşme teknolojileri, kolye, kol saati, çeşitli sağlık ürünleri ve altın paralar var. Altın paraların üzerine, çeşitli izinlerle alınmış dünyanın ünlü mimari yapıları ve ünlü isimleri kabartma olarak yapılmış. Bu paralar 130 yıllık geçmişi olan Almanya'daki Mayer Mint fabrikasında yapılıyor. Bu paraların en önemli özelliği sınırlı sayıda üretiliyor olması yani koleksiyonel özellikleri var.

Peki nasıl para kazanılacak?

Şimdiye kadar sistemin mantığından bahsetmeye çalıştım(öğrendiğim kadarıyla). Bu sistemden para kazanılbilmenin yolu yeni üyeler bulmak. Bunlar alt üyeleriniz oluyor. Başta iki üyeyle başlıyorsunuz sağlı sollu olarak. Amaç yeni üyeler bularak onlara da yukarıdaki ürünlerden birini yedirmek pardon satın aldırmak. Onlar da kendilerine yeni alt üyeler bulmaya çalışıyor ve böylece geometrik bir yapıyla sizin alt üyeleriniz artmış oluyor. Tıpkı piramit gibi. Alt üyelerinizin alacakları ürünlerin puan değeri, fiyatlarına göre 1uv ile 3uv arasında olduğu söylemiştim. Sağlı sollu olan üyeleriniz kendi aldıkları ürünlerden ve onların alt üyelerinin aldıkları ürünlerin puan toplamı neticesinde her 3 uv'lik puan için 250$ kazanabiliyorsunuz. Sunumda haftada 3000$ kazanmanın hiçte zor olmadığını anladığımda gözlerimde beliren dolar işaretlerinin gözlüğümdeki yansımasını farkettiğimi söylemeliyim. Kısaca mantık: Kazan kazandır. Öyle diyorlar.

Seni sisteme tanıtan arkadaşın senden, sen sisteme eklediğin arkadaşlarının sırtından, onlar da kendi eklediklerini sırtından para kazanıyor(muş)... Bu böyle sürüp gidiyor. Peki en çok kazanan? Kazanan her zaman olduğu gibi kasa. Yani şirketin kendisi.

Network Marketing, kriz döneminde para kazanmanın popüler araçlarından biri. Ya da öyle olacağa benziyor. Yakın zamanda arkadaşlarınızdan biri sizi arayıpta bir iş var çok kolay hemde iyi kazandırıyor derse hiç şaşırmayın.

Peki ben sistemde miyim?
Hayır. Şimdilik düşünmüyorum daha doğrusu güvenmiyorum. Beni sisteme kazandırmaya(!) çalışan arkadaşımın cebine para girene kadar ve o paradan bi yemek yiyene kadar girmem. Bu arada yazıyı yazarken arkadaşımdan mesaj geldi. Mecidiyeköy'deki ofise davet ediyor. Bu ne hırs böyle(!) iki gün rahat bırak yahu. 600$ şimdiki kura göre 975 TL hiç az para değil hemde bu devirde. Devir? Uzay devri.
Quest.Net'le ilgili son olarak şunlar var
Quest.net in Ceo'su Vijay Eswaran ve Ronaldinho

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Suda eriyen bikini...

DIŞ HABERLER

Alman girişimciler, “şaka” dükkânlarında satılmak üzere suda eriyen bikini ürettiler

“Get naked” marka bikini, azami 3 dakika içinde suda tamamen yok oluyor. Üretici şirket, bikiniyi “intikam” için en ideal araç olarak sunuyor. Ürünün resmi sitesinde de bir kullanıcının hikâyesi var: “Eski kız arkadaşım beni çok kötü terk etmişti. İntikam almalıydım. Doğum gününde ‘get naked bikini’ hediye ettim. Ertesi günkü havuz partisine yeni bikinisiyle geldi. Havuza girdikten birkaç dakika sonra çığlıklar atarak elleriyle üstünü kapamaya çalıştı.”

kız rezil olmuş

Sahibinden kelepir takım!

2009 yılı başında Peter Johnson tarafından Amerikan yatırım şirketi Dornoch Capital'a devredilen İngiltere 3. Ligi takımı Tranmere Rovers'ın internet üzerinden açık arttırmayla satış yapan bir web sitesinde 6 milyon Pound karşılığında listelendiği bildirildi.

31 Temmuz 2009

Sahibinden kelepir takım!

(Ajansspor Dış Haberler Servisi)

ebay'de satılık takım!..

Amerikan yatırım şirketi Dornoch Capital; 2009 yılı başında Peter Johnson'dan devraldığı İngiltere 3. Ligi takımı Tranmere Rovers'ı 6 milyon Pound karşılığında internet üzerinden açık arttırmayla satış yapan ebay'de listeledi.

Taraftarları çok üzen ve kulübe yakın çevrelerde hayal kırıklığına sebep olan gelişmenin ardından yatırım şirketiyle temasa geçen Johnson'un satışın durdurulmasını istediği ve ilanın kaldırıldığı bildirildi.

Tranmere Rovers tarihinde; Steve Coppell, Joe Hart, John Aldridge, Jason McAteer, Jason Koumas ve Gareth Roberts gibi birçok önemli isim takımın formasını giymişti.